6 Şubat 2017 Pazartesi

Hikayenin Basladigi Yerden ALOHA!!


Ne zaman evde su bilgisayarin basina oturup yazi yazmaya baslasam bana bir seyler geldi ve evde otururken yazi yazamayacagima karar verdim.  Tam bilgisayar basina oturucam hop bi cay, kahve yapayim kendime, dur bi bolum Medium seyredeyim, eve bak bok goturuyor iki toz falan alayim derken internette gunluk yazma kariyerimin helvasini da yapmisim haberim yok. Neyse siz beni en son Istanbul’da is bulucam da Istanbul seni yenecem nidalari icerisinde darbelerle, kotu niyetli kodamanlarla, kendini Italyan gostermeye calisan Corum’lularla debelenirken birakmisken ben tekrar Amerika’dayim.  

Ne oldu sasirdin degil mi?  Daha iki yazi oncesinde diren Suursuz diye kicini yirtan, cillop gibi Sebboy’u eve kapatan sen degil miydin, diye soruyor olabilirsin.  Normal.  Istanbul’da hissettigim tutmayan organ nakli muamelesinden sonra kotu patron insani is sahibi yapar kafasiyla Amerika’da yasarken tanidigim eski bir arkadasim olan Gogo ile Amerika merkezli bir tekstil isi kurdum.  
Buraya gelene kadar neler mi oldu?

En son yazimi yayinladigim tarihe bakarsan  Turkiye’de tutunabilme cabalarimin ustune benim guzel ulkemi dizlerinde kirip elimize verdiklerinde onumde butun parlakligi ile duran iki super fantastic is potansiyeli de fezaya karisip toz bulutu halinde bir daha gelmemek uzere gozden kayboldu.  Bu benim Istanbul’da son denememdi.   Once Amerika’da birlikte calistigim sirketin baskan yardimcisi ile tekrar gorusup gecen yaz,  tekrar Amerika’ya geri gelicem yakinda donucem ayaklariyla oyalayip bir ay boyunca Istanbul’dan calistigim isimi geri istesem mi acaba diye dusundum ama o zaman seve seve Atlanta’ya donup full time onun icin calismak zorunda kalacaktim.  Yemedi. 

Daha iyisini yapmali iki dunyanin da kaymagini yemeliydim.  Soyle aciklayayim; Amerika’da onume cikan is firsatini degerlendirmeli, tekrar ayaklarimin ustunde durabilmeliydim.  Bunun yaninda oyle bir is olmaliydi ki bir ayagi da Turkiye’de olmaliydi ki hem Istanbul’dan hem de Sebboy’dan ayri kalmamaliydim.  Iste bu iki dunyanin kaymagini yemek olurdu. 

Aslinda ideal olani evimin, sevdigim adamin, ve isimin en fazla bes km’lik mesafe cevresinde olmasiydi.  Cok istedim ancak evren beni basladigim yere geri gondermek icin daha cok ugrasti.  Tam da hersey olmasi gerektigi gibi gidiyor, sevdigim adam ile birlikte yasayabilmek icin cok guzel bir ev yaptik (gercekten evi bastan yarattik, ilk hali ile inegi koysan sutten kesilirdi) beraber yasayalim, gece en son onu goreyim sabah onunla uyanayim ooohhh hayat bana guzel derken kendimi tekrar Amerika’da yalniz basima hayatta kalmaya calisirken buldum, iyi mi?

Bu durumdan kendi payima dusen, dik kafali olusumdan dolayi Turkiye’de ki is yasamina ve anlayisina adapte olamam ile ilgili sorumlulugu aliyorum ve kafami duvarlara vuruyorum, o ayri.  Bunun yaninda kendime is cevresi olusturma cabalarimin tamamini kendi basima yaptigimi ve bunda da ne kadar basarisiz oldugumu daha onceki yazimda bahsetmistim.  

Sebboy ile yaptigimiz son konusmalardan birinde bana is yaptigi buyuk sirketlerden birinde calisan ancak bulundugu pozisyona uyan hic bir vasfinin olmadigi bir adamdan bahsederken “sen olmaliydin o iste, sen o isi harika yapardin” diye bir cumle kurunca artik dayanamadim ve “seninle ilk beraber olmaya basladigimizda gerine gerine eski sevgilinin issizlik meretinden dolayi memleketi Rusya’ya (evet, kendisi oralardan bir yerlerden olur) geri donmemesi icin ona bir medya sirketinde is ayarladigindan bahsetmistin.  Cevrenin genisligine ragmen benim icin en ufak bir sey yapmamis olman sanirim bana olan guvensizliginden kaynaklaniyor” diye soylendim. 
Cevabi onceki sevgilisi icin gostermis oldugu is bulma cabalarindan daha fantastikti dogrusu.  “Senin pozisyonuna gore is bulabilecegim bir cevrem yok ki benim” diye aklina ilk gelen seyi soyleyiverdi zannimca.  Huh! Evet zaten onceki isim de Starbucks’in CEO luguydu.  Isimden de sirketin basarisindan sikilip kendime yeni macera aramak icin ayrilmistim.  Neyse sonuc olarak neyim var neyim yok satip (heyecanlanmayin neyim var neyim yok dedigimde kici kirik bir arabam vardi o, baska da bir seyim yoktu) bu isi kurmak icin Amerika’ya gelmeyi goze almistim, yapilacak cok fazla da bir sey kalmamisti.  

Su anda Amerika’da sifirdan, daha once hic bilmedigim bir alanda is yapmaya calisiyorum.  Daha kotusu de olabilirdi derken bu ise ortak oldugum arkadasimla yollarimizi ayirdik, onun hisselerini aldim ve simdi tek basima hic bilmedigim bir alanda is yapmaya calisiyorum. Isin sadece nasil satis yapilir orasini biliyorum.  Yillar once Amerika’da calistigim sirketin baskan yardimcilarindan biri beni refere ederken bu kiz eskimoya buz satar demisti, sanirim isini yaptirmak icin verilmis bir gazdi ama ben o gun bugundur o gazla gidebiliyorum, o kadar kolay iste iki aslansin bir kaplansin ne is olsa yaparsin. 

Iki ay icin planlanan Amerika’da is baslatma projem ucuncu ayina girdiginde bir seylerin ters gittigini anlamaya basladim.  Gogo’nun hali hazirda var olan isi kendi ortagindan ayrilmasindan ve bu sirketin onun elinde patlamasindan sonra kucuk bir sarsinti gecirdi.  Hadi bakalim once bu cocugun isini toparlayalim, Christmas sezonu geldi sunu da atlatalim sonra bizim isi kalkindiririz derken o bizim isi kalkindirma zamani bir turlu gelemedi. 

Iki ay diye planladigimiz sure uc ay oldu ve gorunurde Turk usulu ortaya karisik “onu da yapalim, ha dur bak bunu da yapalimdan” baska bir sey yoktu.  Ben burada Amerika’dan muhtesem donusumun hayallerini kurarken Sebboy Istanbul’da yalniz, adamla tek iletisimimiz whatsapp uzerinden yapabildigimiz yarim saatlik gorusmeler, dogum gunumu kacirmisim, yilbasini kacirmisim nerdeyse sevgililer gununu de kaciriyorum.  Baktim bu olayi da kacirirsam artik bir sevgilim olmayacak, dedim suursuzlugun alemi yok aklini, isini gucunu basina topla ve kendi isini kendin gor.  Sonrasinda Gogo ile ayrilip, ona var olan isinde basarilar dileyip kendi Cumhuriyetimi kuruverdim. 

Bu yaziyi Amerika’nin guneyinde kucuk bir adadan yaziyorum.  Amerika’da satis rekorlari kirmasini planladigim urunlerimi gacirtisini iki mil oteden duyabileceginiz (abarttigimi dusunuyorsunuz degil mi?) arabamin bagajindaki bir valize doldurup 7 saatlik bir yolculuktan sonra buraya geldim.  Urunumu satabilecegini dusundugum her dukkana girip “plaj urunleri lazim mi abi?” diye soruyorum. Genelde iyi karsilaniyorum ama got olup arkama bakmadan oradan uzaklastigimda olmuyor degil.


Simdilik durumlar boyle.  Yazmayi ben de cok istiyorum, yazacak cok hikaye var ama su aralar sifirdan bir imparatorluk (biraz iddiali oldu, tamam is guc diyelim) yaratmaya calisiyorum.  Buna ragmen arayi uzatmadan yazmaya calisacagim, soz. Siz de lutfen yorumlarinizi eksik etmeyin.  Seviniyorum ben sizden duydukca. 

Suursuz American